Vay


Hasan l Ho-ca, minarede e-zanı okuyup ca-miden içeri adımını atarken her zamanki gibi ce-maatinin kaç kişi olduğunu biliyor.Üç beş ihtiyardan başka kimse gelmez sabah namazına…
Fakat o da ne öyle?..Ca-mide hem de en ön safta bir garip kimseoturmaktadır… Tanımadığı bir kimsedir bu.Ama biraz garibine gider…Sonra tüyleri diken diken olur birden… Heye-canlanır yarı korku yarı endişeyle:-Bu da ne böyle? Bir ka-dın bu?..Ağzı bir karış açık, adım atamaz halde bakar o köşeye…Evet ya-nılmamıştır…Uzun saçlarıyla bir kadın, başı öne eğik halde ce-maatin geleceği yerde oturmaktadır…Rahat mı rahat… Serbest mi serbest… Bir iki adım atacak olur…Sonra bin-bir türlü yorum:-S

köründe bu ka-dının ca-mide işi ne böyle? Meczup mu yoksa?Biri evinden mi kovdu? Sahipsiz mi?Bir iki adım atar…Cübbesini giyip mihraba geçecektir… Ama beyninde düşünceler cirit atmakta…Az sonra ce-maat gelecek… Sonra ne olacak?Acaba gidip sorsa mı kendisine? Ama ne diyecek de, ne so-racak?-Allahım sen ba-na sabır ver…Sen bana yardım et!..Cüb-besini giyip, sanki o orada yokmuş gibi, yönünü o tarafa dönmeden mihraba geçer…Rahleyi çeker önüne ve açar Kur’ân-ı kerimi… Yarı titrek sesle okuyama başlar…Oooh!.. Nihayet ca-minin kapısı hafif bir gıcırtıyla açılmıştır…İçeri ilk gelen ce-maat imam efendinin yüreğine su serper…Ce-maat hiç oralı olmaz. Gelir imam efendinin taa önüne diz çöküp dinlemeye başlar tilaveti…Bir iki derken, zaten sayılı ce-maat gelip de sıra

namaz kılmaya gelince, herkes ayağa kalkar…Bizim imam efendi, dönüp bakamaz ama, o uzun saçlının da ce-maatle birlikte namaz için ayağa kalktığını hisseder… Hayırlısı bakalım…Sünnet kılınır…Sıra gelir farza…Tabii sa-bah namazında imam efendi açıktan okuyacak kıraati… Heyecan zirvede…Öyle bir heyecan ki, şimdiye kadar hiç böyle bir heyecan duymamış imam efendiBiraz daha açıklamak gerekiyor galiba..İçin-deki şüpheyi giderememenin verdiği heyecan? Nedir o?..-Bu garip âdem kimdir?Bu bir ka-dınsa cemaatin arasında nasıl duracak? Ce-maat ne diyecek?Cemaatten de ses gelmediğine göre, o kadın safta yerini almadı mı yoksa?..Yoksa bir tek ben mi öyle gördüm?..Yoksa namazdan sonra hava aydınlandığında böyle bir şeyin hayal olduğunu anlayıp şaşıracak mıyım?..İşte bu ve benzeri akıl almaz soruların heyecanı…Yoksa Hasan Ho-canın başka bir endişesi yok çok şükür… Na-maz kılınıyor…Tesbih ve duadan sonra Kur’ân-ı kerim de okunuyor…Ce-maat yavaş yavaş camiden çıkmak üzere…Ama o yine aynı yerinde başı öne eğik bekliyor…Nitekim ho-cadan önce, en son ayağa kalkan cemaat o oluyor…Göz göze geliyorlar…Aman Allah’ım bıyıkları da var bu saçlının…Bu ka-dın olamaz…Ama kim ola ki?..İ-mam efendi şaşkınlığını belli et-memeye çalışırken, elini uzatıp selam veriyor meçhul şahıs:-Allah kabul etsin hocam… Na-sılsınız iyi misiniz?-Affedersiniz muhterem, sizi ta-nıyacak gibi oldum ama?..-Ben Barış… Ba-rış Man-ço… Buraya turne düzenlemiştik de… Otobüsten er-ken indik… Sa-bah na-mazını kılmak burada nasipmiş…Evet evet… Bu Ba-rış, bizim “7’den 77’ye”den tanıdığımız, (Şimdi ise milyonların gönlünde taht kuran) Ba-rış Man-ço’nun ta kendisiydi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

log in

reset password

Back to
log in